Twilight - Fan Forum

Daha Kaliteli Hizmet İçin Üye Olunuz
Twilight - Fan Forum

Üç şeyden kesinlikle emindim. Birincisi Edward kesinlikle bir vampirdi. İkincisi onun ne kadar güçlü olduğunu bilmediğim bu vampir yanı benim kanıma susamıştı.Üçüncüsü, koşulsuz ve geri dönülemez bir şekilde ona aşıktım!


    Oktay Kaynarca

    Paylaş

    BeLLs_dyq_éd*
    Bağımlı Üye _seviye 2
    Bağımlı Üye   _seviye 2

    Mesaj Sayısı : 1128
    Kayıt tarihi : 27/05/09
    Nerden : ForKsTann xD
    İş/Hobiler : TwiLiqhT (:
    Lakap : Duyi xD

    Konu İkonu Oktay Kaynarca

    Mesaj tarafından BeLLs_dyq_éd* Bir Çarş. Tem. 29, 2009 1:32 am

    Oktay Kaynarca, 27 Ocak 1965'te Malatya'da doğdu. Babası Malatyalı, annesi Elazığlı olan oyuncu genç yaşta anne ve babası Almanya'da çalıştıkları için Üsküdar'da anneannesinin yanında büyüdü. Üsküdar Lisesi'nde ardından da Hopa Lisesi'nde okudu. İlk kez Ege Tiyatrosu'nda Turgut Özak'ın "Duvarıların Ötesi" adlı oyunda yer aldı. Ardından da birkaç çocuk oyununda yer alan Oktay Kaynarca, 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Bölümü'nü bitirdikten sonra 1990 ile 1997 yılları arasında çeşitli kanallarda yarışma ve eğlence programı sunuculuğu yaptı. Konservatuvar zamanında TRT'de birkaç dizide yer aldı. İlk profesyonel oyunu Ali Atik ve Ayşegül Atik ile birlikte yer aldığı bir çocuk oyunu oldu.
    Mezun olduktan sonra 1991 yılında Tiyatro Stüdyosu'nda "Kan Kardeşleri" adlı müzikalde Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Derya Alabora ve Ahmet Levendoğlu gibi oyuncular ile rol aldı. 1993 ve 1994 yılında sahnelenen "Derin Bir Soluk Al" adlı adlı oyun ile Avni Dilligil En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazandı.

    İlk sinema çalışması "Suyun Öte Yanı" olan oyuncu daha sonra "Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni", "Yengeç Sepeti", "Bir Kadının Anatomisi" ve "Deliyürek" gibi sinema filmlerinde rol aldı. "Yengeç Sepeti" ve "Bumerang Cehennemi" adlı filmleriyle de Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Daha sonraki dönem teleziyon dizilerine ağırlık veren Oktay Kaynarca, "Kurtlar Vadisi" adlı dizice canlandırdığı "Süleyman Çakır" karakteri ile çıkış yaptı.

    "Kurtlar Vadisi" adlı diziden sonra "Aşkımızda Ölüm Var", "İlk Aşkım" ve "Geniş Zamanlar" adlı dizilerde rol aldıysa da bu diziler uzun soluklu olmadı. 2007 yılında "Beynelnilel" ve "Sıfır Dediğimde" adlı filmlerde rol aldıktan sonra ayını yıl "Kuzey Rüzgarı" adlı dizide Poyraz karakteri ile karşımıza çıktı. "Ölümden Öte Köy Yok" isimli bir de şiir albümü bulunmaktadır. Kendisi halen oyuncu Özgü Namal ile birlikteliğini sürdürmektedir.

    Oktay Kaynarca ile yapılmış bir röportaj :

    Öncelikle yeni diziden söz edelim mi?
    İçinde aşk, sadakat, dostluk, vefa, entrika ve aksiyon olan bir dizi. İddialı ve büyükçe bir iş. Ama hani öyle diziler vardır ki; suya sabuna dokunmadan 2-3 yıl sürer, ama bazı işler de vardır ki, bir iddia olmadan o işi yapamazsınız. "Kuzey Rüzgarı" iddiası olan bir dizi. Bu dizinin izlenme oranlarının ilk beşin içerisinde yer alması bu diziyi kurtarmaz. Yani bu ‘zirve işi’. Eğer zirvede mücadele edemiyorsa zaten başarıya ulaşmamış sayılır. İlk bölümün anlatım bölümü olmasına rağmen dizimizin çok seyredildiğini gördük. Özellikle beni en çok sevindiren sokaktaki insanların tepkisi, ama bu işe profesyonel olarak bakanların tepkisi ve telefonları da mutlu etti.

    Poyraz karakteri nasıl biri?
    Poyraz, kendine has bir adam. İstanbul’da doğmuş, babası eski bir kabadayı, adalet duygusuna sahip, etrafındakilere de bunu hissettiren biri. Poyraz bu terbiye ile yetişmiş, haksızlığa dayanamayan, adaletli, yardımsever, hakikaten insanlara doğru yerden bakmayı becerebilen, âşık olmayı bilen bir adam. Tabii, sonuçta hayatın aslında kendisine anlatıldığı ve öğretildiği gibi olmadığını görüyor. Birden kucağına bombalar düşüyor ve kucağında patlıyor resmen.

    Poyraz için “adam gibi adam” demişsiniz. Nedir bu "adam gibi adamlık"?
    Evet, adam gibi adam portresi içerisinde Poyraz’ı yoğurmaya çalıştık. Bu karakteri belirlerken bir örnek timsali yaratalım istedik. Çünkü memlekette fazla erozyon olmaya başladı. Elimden geldiğince kafamdaki ‘adam gibi adam’ı oynamaya çalışıyorum. Kendi anlayışıma göre; yardım etmeyi seven ama bunu gizleyen, etrafıyla ilgili, mert, gözü pek, korkmayan, eşine, dostuna, sevgilisine, sevdasına sahip çıkan ve dik durmayı becerebilen bir adam portresi çıkarmaya çalışıyorum.

    Peki, Oktay Kaynarca nasıl biridir?
    İşte bu zor soru. İnsanın kendini anlatması zor.

    Poyraz’a benzer yönleri var mı desem?
    Evet, var. Ben de Poyraz gibi çabuk sinirleniyorum, çok tepki gösterip hemen parlıyorum sonra da bunların ardından zaman zaman pişmanlıklar yaşıyorum ve “biraz daha soğukkanlı olsaydım” diyorum. Fazla merhametliyim. Aslında bu huyuma çok kızıyorum. Merhametim yüzünden başıma çok bela gelmiştir yani hep bir bedel, hep bir diyet ödemişimdir... Birçok şeyi sırtınızda taşıdığınız sepetin içinden çıkarıp yeni bir şey yaratıyorsunuz ama sonra siz onları kendi süzgecinizden geçirip yeniden ortaya koyuyorsunuz. Yani size dair şeyler oluyor. O yüzden Poyraz karakteri çok da yabancı değil bana.

    Aşk ilişkisinde kıskanç mısınız?
    Kıskanırım tabii. Ama saçma sapan kıskançlıklarım yoktur. Kendime güvenirim. Kıskançlık biraz kendine güvensizlerin işidir. Ama hiç kıskanmadan da olmaz. Hatta bu insanın karakterine özgü ve hoş bir parçası. Karşı tarafın da sizi hiç kıskanmıyor olması biraz üzebilir, hatta farklı düşündürebilir. İnsanın hamurunda biraz kıskançlık olmalı bana göre. Ama abartmamak şartıyla. Kıskanırsam bunu açık açık da söylerim.

    "Geniş Zamanlar" dizisinde Zuhal Olcay'la öpüşme sahnenizden çok etkilendiğinizi söylemişsiniz… Bu asparagas bir haber mi?
    Gerçekten uydurma bir haber. Rol icabı olan bir şey. 40 yıllık arkadaşımdan niye etkileneyim ki? Manyak mıyım ben? (Gülüşmeler)

    Oktay Kaynarca çapkın mıdır?
    Her zaman çapkın olduğumu söylemişimdir. Benim hayata dair çapkınlıklarım vardır. Zaten, çapkın olmayan insan, yaşamıyor demektir. İlla karşı cinse doğru akan bir çapkınlıktan bahsediyorsanız, benimki öyle değil. Biz işimiz gereği de çapkın olmak zorundayız. Bir sürü insan bize yakınlık duyuyor, en azından göz göze bile olsa bir ilişki kurmak, elini tutmak ve temas kurmak istiyor. Bunları hayata dair çapkınlık olarak yorumluyorum. Oyuncu olmak istediğimiz için zaten çapkın olarak doğmuşuz.

    Kadir İnanır’la ilk kez bir projede birliktesiniz. Nasıl bir şey?
    İyi bir şey! Herkesin Kadir İnanır’dan öğrenmesi gereken çok şey var. Öncelikle çok disiplinli ve işine çok hakim. Bugüne kadar sayısız filmde oynamış birinin tecrübelerinden faydalanmak çok önemli. Bana göre gerçek star. Çünkü halk, o kuşağı televizyondan değil, gişe kuyruklarında para verip bilet alarak sinemada izledi. Oysa şimdi biz televizyon seyircisine “bizi izleyin” diye gidiyoruz.

    Aksiyon sahnelerinde zorlanıyor musunuz? İzlediğim bölümdeki kovalamaca sahnelerinde arabayı siz mi kullandınız?
    Zorlanıyorum tabii. Ama aksiyon sahnelerinde kendi arabamı ben kullandım. Dublör kullanılmadı. Zor tarafları var belki ama o anda salgıladığınız adrenalin de işinize dair ve olması gereken bir şey. Olmazsa olmaz. Çünkü sizi ayakta tutuyor.

    Bazı oyuncular makyaj ve özellikle kostüm konusunda çok titizlenirler. Peki siz?
    Elimden gelse makyaj bile yaptırmayacağım. Eskiden herkese çok makyaj yapılırdı ama şimdi sistem değişti. Bana göre de doğru olan, doğal makyajlar yapılıyor. Ama kostümde biraz titizlenirim. Çünkü paçamın biraz uzun olması kafamın oraya takılmasına neden oluyor. Eğer ben buna takılıyorsam başka birileri de bunu fark ediyordur.

      Forum Saati Paz Ocak 22, 2017 3:32 am